“Tevhidi Sosyal Düşünce”

Şımarık Oğlan İsrail ile Türkiye ilişkisi

Türkiye’nin 'Mavi Marmara' gemisine yapılan terör hareketine karşı Birleşmiş Milletlerin bu konudaki taraflı raporu sonucunda Militan devlet İsrail ile Türkiye arasında meydana gelen siyasal olarak görülen ama arka planında derin dünya görüşü ve medeniyet algı farklılığı olan sorun ortaya çıkmıştır.

Türkiye bu rapora karşı 5 başlık altında toplanabilecek olan çeşitli yaptırım karaları alıp bunu uygulayacağı şeklinde bir kesin tavır içine girmiştir. Çünkü Sayın başbakan İsrail için”…bugüne kadar dünyada BM’nin İsrail ile ilgili almış olduğu kararlar karşısında İsrail, her zaman bir şımarık oğlan rolünü oynamıştır” diyerek İsrail’in hakim Batı medeniyetinin uluslar üstü sözcüsü konumundaki BM’in etkin güçleri tarafından korunduğuna dikkat çekmiştir.

Bu konuda Türk kamuoyunda da, çeşitli değerlendirmeler yoğun olarak yapılmış ve yapılmaya da devam etmektedir. Türkiye-İsrail ilişkileri ekseninde mevcut durumu ifade etme anlamında genellikle başta ekonomik olmak üzere tek bir konudan hareketle “parçalı analizlerin” yapıldığı görülmektedir. Bu “tek faktörlü analizlerin” konuyu sağlıklı bir şekilde ortaya koymada yeterince başarılı sağlayamayacağı söylenebilir.

Konuya temel teşkil edebilecek bir başka noktadan bakmanın daha derinlikli değerlendirme imkanını sunabileceği ihtimal dâhilinde görülebilir. Buna göre 1993’de yayınlanan “ Medeniyetler Çatışması” tezi ile 21.yüzyılda dünyada Batı medeniyeti –İslam medeniyeti arasında ciddi bir çatışma beklentisine vurgu yapılmaktadır. 

Meşhur Alman sosyolog Max Weber’in asistanı olan Sombart “Kapitalizm ve Yahudilik” adlı eserinde de belirttiği gibi Batı Avrupa’daki Yahudi unsurlar, bir tarafdan seküler bilimi zihniyetini öte tarafdanda ekonomik alanında liberalizm-kapitalizm ekonomi modelinin gelişimini desteklemiş unsurlar olarak beliriterek, kapitalizmin gelişmesindeki Yahudi unsuruna oldukça önem atfeder. Sombart, söz konusu Yahudi kesimin bu iki alanı birlikte ele alan “birleştirici” bir sistem ile sahneye tekrar tekrar Hıristiyanmış gibi çıkmalarına rağmen temelde bu anti- hıristiyan olan yahudi unsurların, Batı modern devlet oluşumunun liberalist-kapitalist sistemleştirici etkisini ortaya koymuş olduğuna vurgu yapmaktadır. Bundan dolayı Batı medeniyetinin modern dönemde kültür köklerini hırıstiyan –yahudi merkezli protestanlık da zaten oluşturmaktadır. Bu tarihi-kültürel olguya ilaveten 21.yüzyılın Hungtinton’un medeniyetler çatışması tezine göre, çatışmayı derin sistemsel farklılıklar taşıyan en önemli aktörleri olarak Batı medeniyeti(hıristiyan-yahudi protestan kesim )- İslam medeniyeti(bunun başını ise devlet kurma geleneğine sahip Türkiye) arasında gerçekleşme ihtimalinin işaretleri ortaya çıkmış görülmektedir.

Mevcut Batı medeniyetine bu temel etki üzerinden bakmaya başlandığında, konunun basit bir gemi basması meselesi olmadığı, bu gerginliğin esasta bir medeniyetler arası çatışma zihin arka planını ortaya çıkardığı izlenimini uyandırmaktadır. 

Özellikle 2007’den sonra Türkiye’nin milli şahsiyet oluşumu sürecine giren bir sosyo-psikolojik gelişme içinde bulunması, bölgesel güç olma eğilimine yönelik imkanı kullanmak istemesi gibi gelişmeler yaşamaya başlamıştır. Buna karşın bir yandan ekonomik krize girmiş öte yandan da dünya üzerinde hegemon olmanın psikolojik etkilerini kayb eden liberal-kapitalist ABD’nin kendi derdine düşmesi eksenin de liberal-kapitalist merkez dünyanın küresel bir çıkmaza girmesi, şımartılan İsrail’in “gelecek endişesi” içerisine girmesine yol açmıştır.

İsrail, liberal-kapitalizmin homo-ecomicius insanın zihin yapısını inşa ettiği “materyalist akıl” anlayışa bağlı olarak “kibir”, “egoizm”, ”antroposentrik(kendisini kainatın merkezi olarak görme) duygusunun sosyal ve siyasal eylemlerini” kendilerince meşrulaştırıcı yönü, İsrail’in sistemsel hata yapmasına yola açmıştır. Buna bağlı olarak yaşanan son cevap krizinde “militan devlet”, “şımarık oğlan” çoçuğunu andıran sorumsuzluk içindeki duruşu ve yeni dönemde kendisinin güvendiklerinin de krize girmesine bağlı olarak kaçınılmaz olarak yükselen Türkiye’yi, “eski alışmış olduğu düzleme çekme” adına irrasyonel bir tepki ile cevap vermeyi amaçladığı izlenimini vermiştir. 

İsrail’in bu cevap yöntemi esasında lobicilik faaliyeti sonucunda dünyanın son üç imparatorluğundan(önce Osmanlı İmparatorluğu, sonra İngiliz Güneş Batmayan imparatorluğu ve ardından da Amerikan İmparatorluğu) birinin çözülmesine yol açıp ondan sonra lobicilik gücünü diğerine kaydırma politikasının da (ABD imparatorluğunun çözülmeye girmesine bağlı olarak )artık sonuna gelindiğinin siyasal, kültürel ve sosyo-psikolojik ifadesini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Türkiye -İsrail gerginliğinin temellerini medeniyet mücadelesi ekseninden ele alıp, buna göre jeo-stratejik ve kültürel derinlik bağlamında çözümleyici bilgi üretmeden geçmekte olduğu söylenebilir

ankarameydani.com 07.09.2011 Çarşamba

Yazarın Son Makaleleri

Sosyal Ağlarda Paylaş

Twitter Facebook Google+ E-mail

Kategoriler

Son Yazılar