“Tevhidi Sosyal Düşünce”

Avrupa Birliği Ülkelerinde Nüfus Siyaseti

Miktar ve kalite bakımından nüfus değişmelerini etkileyecek tedbirlerin bütününe nüfus siyaseti adı verilir. En ilkel toplumlardan günümüzün en gelişmiş ülkelerine varıncaya kadar, hemen her devirde nüfus miktarını arttırmaya veya azaltmaya yönelik uygulamalar olmuştur. Nüfusa yönelik müdahaleler, mevcut çevre şartlarına uyacak şekilde, nüfusu nitelik ve nicelik yönünden etkileyebilecek çeşitli tedbirler şeklinde olmuştur.  Bunlar, nüfus artışını teşvik eden, sınırlayan veya yavaşlatan ve nüfus kalitesini ıslah edici siyaset olmak üzere başlıca üç grupta toplanabilir.

Nüfus artışını teşvik edici uygulamalar Avrupa’da eski Isparta’da, olgunluk çağına gelenler için evlenme, bir görev kabul edilmişti. Roma İmparatorluğunda, geniş arazi parçalarını işleyebilmek için nüfus artışı, belirli bir yaşı aşan bekarlar vergiye tabi tutularak ve hatta çeşitli haklardan yoksun bırakılarak teşvik edilmiştir.

XVI. ve XVII. yüzyıllarda Avrupa’ya hakim olan merkantilizm, nüfus artışını teşvik edici bir rol oynamıştır. “Bekarların bazı işlere tayin edilememesi, genç yaşta evlenenlere vergi kolaylıkları gösterilmesi, hatta para yardımında bulunulması ve fazla çocuğa sahip kimselerin vergiden muaf tutulması, ülke dışından içeriye göçlerin teşviki, buna karşılık göçlerin yasaklanması, nüfus artışını teşvik gayesiyle başvurulan çareler arasındaydı.

Ayrıca, son asırlarda Avrupalılar tarafından iskan edilen deniz aşırı geniş arazi parçalarının değerlendirilebilmesi için adı geçen bölgelerde, nüfusun arttırılması yönünde büyük çabalar sarf edilmiştir.

XX. Yüzyılda, emperyalist bir gaye güden Hitler Almanya’sı, Musolini’nin yönetimindeki Faşist İtalya nüfus artışını teşvik edici bir siyaset uygulamışlardır.

Günümüzün refah düzeyi yüksek, gelişmiş batı ülkeleri, sanayileşmenin ilk yıllarında, XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyılın ilk yarısında hızlı bir nüfus artışına sahne olurken II. Dünya Savaşı sonrasında, barışın tesiri ile sağlanan iktisadi ve teknolojik gelişmelerle refah düzeyinin artması sonucunda nüfus artışını azalmaya başlaması ve hatta bazı Batı Avrupa ülkelerinde nüfus artışının durması, bu ülkeleri, nüfus artışını teşvik eden bir siyaset izlemeye yöneltmiştir. Bu ülkeler, nüfus artışının durma noktasına gelmesini ve nüfusun yaşlanmakta olmasını, siyasi, ekonomik ve sosyal bakımdan birçok olumsuz sonuçlar doğuracağı endişesini taşımaktadırlar. Fransız Nüfus Bilimci Alfred Sauvy, “Çoğalmak ya da yaşlanmak; bunlardan birini seçmek gerekiyor” derken, Batı Avrupa ülkelerinin endişelerini bir cümle ile özetlemektedir. Avrupa Topluluğuna üye 15 ülke nüfusunun 1965’den bu yana daha az arttığı ve biraz daha fazla yaşlandığı endişe ile ifade edilirken, doğumu teşvik edici önlemler üzerinde duruluyor. 1982’deki Avrupa Nüfus Kongresi, bu endişeyi şöyle ortaya koymuştur: “Doğum oranının yüksek düzeyini koruduğu birkaç ülke dışında, Avrupa’da nüfusun bugünkü durumunun en belirgin yönü, doğum oranının önemli düşmesidir. Bugünkü doğurganlık düzeyi, pek çok devlette, uzun vadede nüfusun yerinin doldurulmasını sağlamaya artık yetmemektedir[1].”  1965’den bu yana Avrupa, nüfus yönünden tam bir geçiş dönemi yaşamaktadır. Düşük düzeyde doğurganlıkla düşük ölüm oranının hemen hemen dengelendiği bir düzeye geçmektedir.

Avrupa nüfusu, zaman içinde çok az artıyor ve artış oranı da her yıl düşüyor. Ölüm oranı hemen hemen değişmemekte ve önemli bir değişken oluşturmamaktadır. Buna karşılık, doğum oranı sürekli düşmektedir.” Bugün Avrupa Topluluğunun bir üyesi olan ve 1960’da bu kıtanın geri kalmış ülkesi konumunda olan Portekiz’de doğum oranı, %o 24 ile yüksek bir düzeye ulaşmışken 1992’de bu oran  %12’ye  2004’de %10.9’ a gerilemiştir. 1960-2004 yılları arasında diğer Avrupa ülkelerinde de, doğum oranlarında önemli düşüşler kaydedilmiştir.(Tablo : 1)    

Tablo : 1-Seçilmiş Bazı Avrupa Birliği Ülkeleri ve Türkiye’nin genç ve yaşlı nüfus oranlarının yıllara göre dağılımı

Ülke
0-14 yaş arası nüfus oranı %
65 yaş ve üzeri nüfus oranı %
1960
1980
1993
2004
1960
1980
1993
2004
İtalya
24.7
21.7
16.0
14.0
9.5
13.5
15.0
19.1
Fransa
26.4
22.2
20.0
18.5
11.6
13.9
14.5
16.4
Almanya*
21.7
18.5
17.0
14.7
11.0
15.6
14.7
18.3
İngiltere
23.0
21.7
19.4
18.0
11.9
14.7
15.6
15.7
Danimarka
25.1
20.6
16.9
18.9
10.6
14.4
15.6
15.0
Hollanda
30.0
22.6
18.4
18.3
9.0
11.5
12.9
13.9
Belçika
23.8
20.7
18.0
17.1
12.2
14.2
15.4
17.3
İrlanda
31.1
30.6
25.7
21.0
11.2
10.7
11.5
11.5
Lüksemburg
21.4
19.0
17.4
19.1
10.8
13.5
13.9
14.5
Yunanistan
26.7
23.2
18.0
14.5
8.2
13.0
14.7
18.6
Türkiye
41.3
38.5
34.0
26.6
3.5
4.6
4.6
6.6

*1990 yılına kadar Federal Almanya, sonraki yıllarda Doğu Almanya ile birlikte       

Avrupa Konseyi’nin Federal Almanya temsilcisi Parlamenter Wilfried Böhm,1986 yılında yayınlanan bir makalesinde, “Başlangıçta “çocuk çağı” olarak nitelendirilen çağımız, bugün “yaşlılar çağı” diye çağrılmaya layıktır.” diyerek, Avrupa’nın yaşlanması konusunda duyduğu endişeyi dile getirmektedir[2]. Bu makalede, Avrupa Konseyine üye 21 ülke nüfusu, 1980, 2000 ve 2020 yılları için yaş gruplarına göre tasnif edilmektedir.

Avrupa Birliği’ndeki demografik duruma ilişkin olarak hazırlanan bir rapor, 1995’de 76.3 milyon olan 60 yaşın üstündeki nüfusun, beklenmedik gelişmeler olmadığı takdirde, 2006 yılından sonra hızla artarak 2025’de 113.5 milyona ulaşacağını gösteriyor. Aynı dönem içinde 20 yaşından genç kişilerin sayısında 9.5 milyon yaklaşık % 11 oranında azalma görülecek. Avrupa Birliği’nde 1960’da medyan yaş 32 iken (yani nüfusun 32 yaştan genç ve yaşlı kesimlerinin sayısı birbirine eşitti) 1995’de 36’ya çıkmış ve 2025 de ise, 45’e yükseleceği hesap ediliyor[3].

Nüfusla ilgili ortaya çıkan bu tablo, Avrupalı yöneticileri, düşünürleri, haklı olarak endişeye sevk etmektedir. Bu endişeyi iki Avrupalı araştırmacı, “Topluluk ülkelerinin çoğunda görülen doğum azalması ve nüfusun yaşlanması, Avrupa’nın geleceğini nüfus yönünden olduğu kadar sosyal ve ekonomik bakımdan da tehlikeye sokmaktadır” ifadesi ile endişelerini dile getirmektedir. Aynı yazarların şu sözleri de, Avrupa’nın durumunu ortaya koyması bakımından ilginçtir:”Tarihin yakın dönemi içinde Avrupa, çevresinde hala genç bir dünya bulunan “yaşlı bir hanıma” benzemektedir.”[4]  

Avrupa Birliği ülkelerinde doğal nüfus artışının durma noktasına gelmesi, hatta bazı ülkelerde azalmaya başlaması ve nüfusun yaşlanması, şüphesiz bu ülkelerin sanayileşmiş gelişmiş ekonomileri ve sosyal yapıları ile yakından ilgilidir. Bunun yanında Avrupa ülkeleri, ilerde ortaya çıkacak sakıncaları aza indirmek, nüfus artışını teşvik etmek gayesiyle ciddi çalışmalar yapmaktadırlar.

 

Tablo :2 AB Ülkelerinin Nüfusunun Yaş Grupları ve Cinsiyete Göre Sayısı (bin kişi)

Ülke Adı
0-14 Yaş
  Erkek     Kadın
15-64 Yaş
  Erkek              Kadın
65 Yaş ve üzeri
   Erkek             Kadın
Almanya
6.197
5.879
28.119
27.132
6.096
8.999
Fransa
5.724
5.446
19.698
19.663
4.049
5.841
Birleşik Krallık
5.560
5.293
20.193
19.736
4.027
5.458
İtalya
4.181
3.935
19.590
19.256
4.608
6.484
İspanya
2.989
2.811
13.748
13.652
2.958
4.120
Hollanda
1.527
1.457
5.598
5.459
953
1.321
Yunanistan
792
746
3.563
3.566
873
1.104
Portekiz
916
840
3.454
3.535
735
1.041
Belçika
901
863
3.424
3.364
739
1.055
İsveç
807
762
2.974
2.886
668
886
Avusturya
665
633
2.799
2.764
518
792
Danimarka
523
497
1.808
1.774
344
465
Finlandiya
466
448
1.760
1.719
323
496
İrlanda
430
404
1.342
1.337
199
255
Lüksemburg
45
42
155
151
26
40
Polonya
3.388
3.216
13.454
13.591
1.896
3.078
Çek Cum.
789
748
3.643
3.622
557
884
Macaristan
826
782
3.407
3.517
545
952
Slovakya
485
463
1.908
1.929
239
397
Litvanya
309
294
1.202
1.262
184
354
Letonya
177
169
772
823
118
245
Slovenya
147
139
716
704
115
188
Estonya
110
104
431
474
72
148
Kıbrıs
84
81
264
258
38
49
Malta
36
34
137
134
22
30
Romanya
1.861
1.770
7.712
7.791
1.330
1.887
Bulgaristan
553
526
2.533
2.615
535
751
Hırvatistan*
383
364
1.497
1.515
277
457
Türkiye*
9.328
8.990
23.394
22.650
2.078
2.451

*Müzakere Sürecinde Olan Aday Ülkeler

Doğum oranındaki azalmaya ve nüfusun yaşlanmasına karşı mücadele etmek üzere Avrupa Birliği ülkelerinin çoğu tarafından alınan ya da alınması öngörülen önlemler, ana çizgileri ile birkaç noktada toplanmaktadır.*Müzakere Sürecinde Olan Aday Ülkeler

1- Çocuğun ve özellikle üçüncü çocuğun doğumuna bağlı ekonomik yüklerin tamamının devlet tarafından karşılanması

2-Ailelere, işleriyle çocuklarının eğitimini bağdaştırma imkanı sağlamak amacıyla zamanın ayarlanması,

3-Nüfus gerçekleri ve bugünkü kuşakların yarının kuşaklarına karşı olan sorumluluklarına ilişkin aydınlatıcı bilgiler verilmesi.  

 

Tablo : 3 AB Ülkelerinin Nüfusunun Yaş Gruplarına Göre  oranları (%) ve  Sayısı

Ülke Adı
0-14 Yaş
% Oranı   Nüfus Sayısı
15-64 Yaş
% Oranı   Nüfus Sayısı
65 yaş ve Üzeri
% Oranı   Nüfus Sayısı
1.Almanya
14.7
12.076.542
67.0
55.252.249
18.3
15.095.818
2.Fransa
18.5
11.170.901
65.1
39.362.273
16.4
9.891.039
3.İngiltere
18.0
10.854.360
66.3
39.930.392
15.7
9.485.956
4.İtalya
14.0
8.117.511
66.9
38.847.244
19.1
11.092.722
5.İspanya
14.4
5.800.403
68.0
27.401.850
17.6
7.078.527
6.Hollanda
18.3
2.984.508
67.8
11.058.642
13.9
2.321.679
7.Yunanistan
14.5
1.539.057
67.0
7.130.252
18.6
1.978.220
8.Portekiz
16.7
1.756.680
66.4
6.990.078
16.9
1.777.387
9.Belçika
17.1
1.764.578
65.6
6.788.495
17.3
1.795.203
10.İsveç
17.5
1.570.075
65.2
5.860.947
17.3
1.555.375
11.Avusturya
15.9
1.299.240
68.1
5.565.837
16.0
1.311.685
12.Danimarka
18.9
1.021.308
66.2
3.582.764
15.0
809.320
13.Finlandiya
17.5
914.375
66.7
3.480.389
15.7
919.748
14.İrlanda
21.0
835.123
67.5
2.679.813
11.5
454.616
15.Lüksemburg
19.1
88.060
66.4
307.410
14.5
67.220
16.Polonya
17.1
6.604.332
70.0
27.046.634
12.9
4.975.383
17.Çek Cum.
15.0
1.538.463
70.9
7.265.850
14.1
1.441.865
18.Macaristan
16.0
1.608.719
69.0
6.925.381
15.0
1.498.275
19.Slovakya
17.5
948.696
70.8
3.838.286
11.7
636.585
20.Litvanya
16.7
603.865
68.4
2.465.387
14.9
538.467
21.Letonya
15.0
346.464
69.2
1.595.906
15.8
363.936
22.Slovenya
14.3
286.941
70.6
1.420.791
15.1
303.741
23.Estonya
16.0
214.815
67.5
905.748
16.5
221.101
24.Kıbrıs
21.4
166.085
67.4
522.591
11.2
87.251
25.Malta
18.1
71.803
68.5
271.870
13.4
53.178
Toplam
 
74.182.904
 
306.497.075
 
86.847.019
 
Romanya
16.2
3.632.547
69.4
15.504.512
14.4
3.218.492
Bulgaristan
14.4
1.080.657
68.5
5.149.752
17.1
1.287.564
Hırvatistan*
16.6
748.016
67.0
3.013.481
16.4
735.372
Türkiye*
28.8
20.544.000
65.5
46.722.000
5.7
4.066.000

* Müzakere Sürecinde Olan Aday Ülkeler

NÜFUS DEĞİŞİMİMDE ROL OYNAYAN FAKTÖRLER

Yerkürenin genelinde olduğu gibi Avrupa Birliği ülkelerinde de nüfus dağılışı ve yoğunluğu sürekli değişim sürecindedir. Nüfustaki değişimlerde temel göstergeler olan “doğumlar, ölümler ve göçler”  karşılıklı olarak birbirleriyle etkileşim halindedirler. Bu üç etmen Avrupa kıtasında 19. yüzyılın başlangıcından günümüze kadar olan dönemde nüfus sayısı ve dağılışında önemli rol oynamıştır. Bu yazıda nüfus değişiminde rol oynayan üç faktörden biri olan doğumların nüfus üzerine etkisi üzerinde durulacaktır.

DOĞURGANLIK

Doğurganlık, belirli bir bölge veya ülke nüfusu içinde vuku bulan canlı doğum sayısını ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Genel bir ifadeyle, dünyanın az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde doğum miktar ve oranı yüksek, gelişmiş ve refah düzeyi yüksek ülkelerde ise daha düşüktür. Dünya genelinde, doğum miktar ve oranı, ölümler ve göçlerinkini geçmekte, bu yüzden de nüfus artışında en önemli unsur olarak dikkati çekmektedir. Doğurganlık, ülkelerin nüfus yapısında kısa dönemli iniş çıkışlar gösterebilmektedir.  Ölümlerin tersine doğumlar, kontrol edilebilir bir dizi sosyal, siyasal ve ekonomik etkenler kadar, fizyolojik ve psikolojik faktörler tarafından da belirlenmektedir.

Doğurganlık oranıyla ilgili bir gösterge olarak kabul edilen ham doğum oranı,   bir yıl içindeki doğum sayısı ile toplam nüfus arasındaki basit orantıya denir. Daha sağlıklı bir gösterge olan genel doğurganlık oranı ise, doğum çağındaki kadın nüfus (15-45 yaş, ya da 15-49 yaş) ile 5 yaşın altındaki nüfus oranı kullanılır.  1984 yılında ham doğum oranları en yüksek olan ülkeler Pakistan (binde46)  ile İngiltere (binde 14) arasında değişiyordu. Halen dünyada en yüksek doğurganlık oranları, Latin Amerika, Afrika, Hindistan, Güneydoğu Asya ve Ortadoğu ülkelerindedir. Buna karşılık, Kuzey Amerika, Rusya, Doğu Avrupa ülkeleri, Japonya ve Batı Avrupa ülkelerinde ise binde15’in  altındadır.

Batı ve Doğu Avrupa ülkeleri arasında halen ekonomik gelişmişlik yönünden görülen büyük farklılıklara rağmen, doğum oranı yönüyle incelendiğinde genelde benzerliklerin olduğu dikkati çekmektedir (tablo:4). AB üyesi 27 ülke içinde en yüksek doğum oranları (bin kişide) İrlanda14.47, Fransa12.34, Kıbrıs 12.66, Lüksemburg12.21 ve Danimarka 11.59’dur. En düşük doğum oranları ise (bin kişide), Almanya8.45, Litvanya 8.49, Letonya 8.87, Avusturya ve Slovenya’da ise  8.9 dur.

Doğurganlığı Etkileyen Faktörler: Ailelerin çocuk sayısında ve doğumlarla ilgili kararlarda çok sayıda etmenin doğrudan etkisi vardır. Bunların başlıcaları, kültürel ve ahlaki değerler, dini inanışlar, mali imkanlar, eğitim düzeyi, sosyal çevredir.

Dünya ölçeğinde nüfusunun yarıdan fazlası kırsal kesimde yaşayan ve geçimini tarımdan kazanan ülkelerde aile başına çocuk sayısı fazla, nüfus artış hızı da yüksektir. Çünkü, kırsal alanlarda aileler için fazla sayıda çocuk güç, şehirlerde ise yük olarak algılanmaktadır. Toplumun refah düzeyi arttıkça, kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe, evlilik yaşı yükselmekte kadın başına ortalama doğum sayısı ise azalmaktadır.

Tablo 4 : AB  Ülkelerinde  Nüfus Artışını Etkileyen Doğum, Ölüm, Net Göç Oranları ve Bebek Ölümleri ile Kadınların Ortalama Doğurganlık Oranları  
Ülke Adı
Nüfus
Artış Oranı %
Doğum Oranı
(binde)
Ölüm Oranı (binde)
Net Göç Oranı (binde)
Bebek Ölümleri (binde)
Kadın Doğurganlık Oranı 
1.Almanya
0.02
8.45
10.44
2.18
4.20
1.38
2.Fransa
0.39
12.34
9.06
0.66
4.31
1.85
3.Birleşik Krallık
0.29
10.88
10.19
2.19
5.22
1.66
4.İtalya
0.09
9.05
10.21
2.07
6.07
1.27
5.İspanya
0.16
10.11
9.55
0.99
4.48
1.27
6.Hollanda
0.57
11.41
8.67
2.91
5.11
1.66
7.Belçika
0.16
10.59
10.02
1.23
4.76
1.64
8.Yunanistan
0.20
9.73
10.08
2.35
5.63
1.32
9.Portekiz
0.41
10.9
10.37
3.57
5.13
1.46
10.İsveç
0.18
10.46
10.38
1.67
2.77
1.66
11.Avusturya
0.14
8.9
9.56
2.0
4.68
1.35
12.Danimarka
0.35
11.59
10.53
2.48
4.63
1.74
13.Finlandiya
0.18
10.56
9.69
0.95
3.59
1.73
14.İrlanda
1.16
14.47
7.91
4.99
5.50
1.87
15.Lüksemburg
1.28
12.21
8.42
8.97
4.88
1.79
16.Polonya
0.02
10.64
9.97
-0.49
8.73
1.38
17.Çek Cum.
-0.05
9.1
10.54
0.97
3.97
1.18
18.Macaristan
-0.25
9.77
13.16
0.86
8.68
1.31
19.Slovakya
0.14
10.57
9.48
0.30
7.62
1.31
20.Litvanya
-0.33
8.49
11.03
-0.71
7.13
1.17
21.Letonya
-0.71
8.87
13.73
-2.73
9.67
1.25
22.Slovenya
-0.01
8.9
10.15
1.12
4.15
1.23
23.Estonya
-0.66
9.79
13.27
-3.16
8.08
1.39
24. Kıbrıs
0.55
12.66
7.63
0.43
7.36
1.85
25.Malta
0.42
10.09
7.93
2.07
3.94
1.49
26.Romanya
-0.11
10.69
11.69
-0.13
27.24
1.35
27.Bulgaristan
-0.92
9.65
14.25
-4.58
21.31
1.37
28.Hırvatistan*
-0.02
9.51
11.3
1.58
6.96
1.39
29.Türkiye*
1.13
17.22
5.95
0
42.62
2.22

*Müzakere Sürecinde Olan Aday Ülkeler

Bir ülkede nüfusun dengeli bir şekilde seyri ve gelecek nesillere sağlıklı bir nüfus yapısı bırakmak için kadın başına ortalama doğum sayısı 2.2 olmalıdır. Bu sayının altına düşen ülkelerde gelecekte nüfus azalması muhtemel bir sonuçtur. Tablo 4 de görüldüğü gibi Avrupa Birliği ülkelerinin hiçbirinde kadın doğurganlık oranı bu rakama ulaşamamaktadır.

Avrupa nüfusu önümüzdeki 50 yılda 30 milyon azalacak. AB ülkeleri meydana gelecek işgücü kaybını engellemek ve bebek yapmaya teşvik etmek için birbirinden ilginç fırsatlar sunuyor. Avrupalı çiftlerin kendi hayatlarını kısıtladığı gerekçesiyle çocuk sahibi olmaktan geri durması  hükümetlerin üzerine kabus gibi çöktü. Avrupalıların bu seçimleri nedeniyle AB nüfusu 2050 yılında, 30 milyon azalacak, işgücü de % 18 kayba uğrayacak.  Bu durum AB liderlerini vatandaşlarına “daha fazla çocuk yapın” çağrısına itiyor. Almanya Başbakanı Schröder, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ve İspanya lideri Zapatero’nun AB Komisyonu’na konuyla ilgili gönderdiği mektubu da işin ciddiyetini anlatıyor. (2003) Hükümetler doğurganlığı arttırmak için birbirinden ilginç fırsatlar sunuyor.

Almanya : AB’nin en büyük krizi yaşayan ülkesi. Doğurganlık oranı artmazsa bu yüzyılın sonunda nüfusu 82 milyondan 24 milyona düşecek. Hükümet doğan çocuk başına aylık 100 Euro ödüyor. Kadınların hem çocuk sahibi olup, hem de çalışabilmesi için yuvaların çoğu ücretsiz.

İtalya :Avrupa’nın % 0.8’lik doğurganlık oranıyla en düşük değerlere sahip olan ülkesi. 2050 yılına kadar nüfusu 57 milyondan 41 milyona düşecek. Uzmanlar bu durumu Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne benzetiyor. Çocuk doğuran her kadına 1000 Euro, 2 ve daha fazla çocuk sahibi olan ailelere ise 5 yıl içerisinde 10 bin Euro “bonus” veriliyor.

İspanya :Çocuk sahibi olan aileler, yılda çocuk başına 1000 Euro daha az vergi ödüyor. Hükümet, “Bir kendiniz, bir eşiniz, bir de ülkenizin geleceği için 3 çocuk yapın!” sloganıyla çiftlere çocuk başına yılda 3 bin dolar ödemeyi taahhüt ediyor.

Fransa :Çocuk sahibi kadınlar 4 ay “ tam maaşlı bebek izni” alabiliyor. Çocuklu ailelere ulaşım, konut eğitim, alanlarında büyük fırsatlar sunuluyor. Hükümet, “3 çocuk sahibi olun otomobiliniz bedavaya gelsin” çağrısı yapıyor.

İsveç : Bebek doğuran kadına 15 ay maaşlı izin veriyor. AB ülkeleri içerisinde hükümet teşviklerini en iyi uygulayan ülke İsveç. 1999 yılında % 1.5 olan doğurganlık oranı hükümetin aldığı “rüya gibi” önlemlerle % 1.71’e kadar yükseldi. İsveç hükümeti çocuk sahibi olan annelere 15 ay maaşlı izin imkanı tanıyor. Bu süre içinde ayrıldıkları işlerinden aldıkları maaşın % 80’i ödeniyor. Babalar ise çocuklarıyla vakit geçirmek için hafta içi bir gün yine maaşlı izin yapabiliyor. Ayrıca doğan her çocuk için aileler 105 Euro’dan başlayan devlet yardımı alıyor. Çocuk hasta olduğunda da annenin 4 ay boyunca maaşlı izin kullanma hakkı mevcut.
 
AB’ye milyonlarca göçmen nüfus gerek :Aslında bütün bu önlemler ülkelerin gelecekteki ekonomik durumlarını etkilemesi açısından büyük önem taşıyor. Çünkü genç işgücünün tek alternatifi ülkeye büyük sayılarda göçmen girişini kabul etmek. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan araştırmaya göre AB genelinde doğurganlık oranında değişme olmazsa (tablo 4), çalışan-emekli oranının korunabilmesi için 25 yıl içerisinde milyonlarca göçmen nüfus alınması gerekecek.           


[1] Heymann, P.-Pericard, F. : Dikkat Yaşlanıyoruz. Avrupa Dergisi. Avrupa Topluluğu Komisyonu Temsilciliği. s.11, Mayıs 1983. Ankara.
[2] BÖHM, Wilfried : L’europer vieillit. Forum. Conseil de L’europe.Demografhie Sayısı 1986, Strasbourg.
[3] Alaattin Tandoğan : Demografik Temel Kavramlar ve Türkiye Nüfusu. s.34, 1998, Trabzon.
[4] Heymann, P.-Pericard, F. A.g e.. s.11

Yazarın Son Makaleleri

Sosyal Ağlarda Paylaş

Twitter Facebook Google+ E-mail

Kategoriler

Son Yazılar