Özgün Sosyal Düşünce

...Dünyaya Türkiye Merkezli Bakış

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Yazarlarımız Prof.Dr.Müfit Selim SARUHAN Hz.Peygamber (S.A.V) ve Örnek Ahlakından Kesitler

Hz.Peygamber (S.A.V) ve Örnek Ahlakından Kesitler

e-Posta Yazdır
Sünnet, Hz.Muhammed(SAV)in yaşayış modelini bize anlatan sistemdir. Hz.Peygamberin ahlakı, Kur’an’la özdeş olduğuna göre Sünnet, Kur’an ahlâkının nasıl uygulanabileceğini Hz.Peygamberin şahsında somutlaştıran ve bize sunan uygulanabilirlik alanıdır. Hz.Peygamber’in, Kur’an’ı insanlara sadece aktaran değil açıklayan bir misyonu olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, Sünnetin, olgun ve ahlâklı insan olma sürecinde izlenecek bir örneklik sistemi olduğu unutulmamalıdır. Sünnet, bireye, yaşama sevinci, hayat felsefesi sunan bir rehberlik okuludur. Bu okulda, insanlara gülen bir yüzle bakmak sadaka yani doğruluk göstergesidir. Bu okul, insanın bütün canlılarla ilişkisini adalet, merhamet, muhabbet ve emanet düzleminde düzenler. Peygamberimiz her dinin bir ahlakı vardır. İslam’ın ahlakı ise hayadır buyurmuştur. Haya, utanmak terk etmek  ve çekinmektir. Kötülüklere karşı 24 saat uyanık bir bilinç sahibi olmak Allah’ın  hay ismiyle ahlaklanmaktır. Hz. Peygamberin yaşayarak gösterdiği  İslam ahlakının  gayesi beden ve ve ruh sağlığını güvence altına almaktır. Ruh sıkıntılar yaşarsa beden sağlığını etkiler, beden sağlıksız olursa ruhu etkiler. İslam ahlakı hem ruhun hem de bedenin dengesini huzurunu sağlar.
 
Peygamberimizin hayranlık veren  aciz bırakan ahlakı mucizeydi. Hem örnek alınacak kadar  özlüce hem de aciz bırakacak düzeyde dosdoğru. Güzel sözleri, duvarlara, kağıtlara yazıp  güzel isimleri çocuklarımıza verdik ama yüreklerimize yazamadık. Hepimizin içinde huzura ve imana bir özlem var. Kıldığımız her cenaze namazında ibadetlere başlayıp veya artık aksatmayacağımıza, insan kalbi kırmayacağımıza adalet ve merhametten ayrılmayacağımıza söz verdik. Ama sevdiklerimizi çabucak gömüp önemli gündemlerimize koştuk. İnsandık ya unuttuk Herkes ölecekti biz ise ölüme çok uzaktık. /Allah, hayy Diri. Biz ise haya sahibi  olmayı başarabilsek kötülüklere karşı  diri bir bilince ve  diri hayata  sahip olacaktık. /Rabbimize ulaşmak ahirete hazırlanmak ve rabbimize hakkıyla ibadet etmek istiyorduk ama örneğimiz yoktu. Allah bize rahmet etti. Elçisini bize bu hususlarda rehberlik etmek üzere en güzel örnek olarak gönderdi. (Ahzab 21).
 
Şimdi Kur’an’ ın evrensel kurtuluş ilkesine bakalım:
 
Asr Suresi
  • Yemin olsun zamana/çağa/gündüzün iki ucuna/sabah namazına/ikindi vaktine/Asrısaadet'e ki,  
  • İnsan, gerçekten tam bir hüsran içindedir!
  • İnanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlar, birbirlerine hakkı önerenler, birbirlerine sabrı önerenler müstesnadır.
Buna göre;
  • İnsan zamanın aldatıcılığına kanmayacak.Herşeyin yokluğa gittiğinin bilinciyle geçici değerlerin sömürüsüne değil kalıcı kıymetlere sarılacaktır.  Kurtuluşun ilk ilkesi zamanın mahkumu değil hakimi olmaktır. İbadetler bu açıdan bakıldığında insanı özgürleştiren özelliğe sahiptir.
  • Bir bilgi ve iman sahibi olacak
  • Bu bilgi ve imanı amele dönüştürecek.
  • Hakkı ve sabrı tavsiye edecek Peki gerçeği ve sabrı nasıl tavsiye edeceğiz.
 
İnsan, bunun için sosyalleşecek. Ayette kurtuluşa erenlerin nitelikleri çoğul kipiyle anlatılmakta Vetavasev vurgusu arkadaşlık kardeşlik hukuku geliştirmeyi emretmektedir. İnsan tabiatı itibariye medenidir. (Medeniyyün Bi’tTab’) O halde bu ayet, ahlakın ancak sahiplikle, sohbetle, iyilere ashap olmakla gelişeceğine işaret etmektedir. Bu boyutuyla İslam, insanın kurtuşunu tazim li emrillah şefkat li halkillah  ilkesiyle açıklar. Buna göre, Allah’n emirlerini çoşkuyla aşk ahlakıyla yerine getirmek  ve bütün mahlukata şefkat göstermektir. İman esasları, insan ruhunu öylesine temizler ki, insanı Allah’ı her an yanı başında hisseden ve her zaman Allah'ın bilincinde olan bir varlık haline getirir. Böylece insan, girdiği her türlü ilişkide Allah'ın varlığını hayatının her anında hisseder. Allah'ın rahmetine erişmek ve gazabına uğramamak için davranışlarının çok dikkatli bir düşünüp taşınma sonucunda ortaya koyar. Hayata böyle bir yaklaşım ise, irade terbiyesinin ve kendi kendini kontrolün anahtarı durumundadır. İslam ahlakı insanın kurtuşu için insanın sahip olması gereken özellikleri belirtir. Kurtuluşun temel ilkelerinden biri Takva dır. Bu süreçte TAKVA: Sakınmayı, korunmayı, sorumluluk bilincini ifade eder. Korunmayan iman zırhına bürünmeyen nefs ile olan cihada kaybeder.
 
Daracık bir odada bütün kâinat uykuda, O ise şükreden bir kul olmak için secdede. Yüce elçi, secdede bizlerin kurtuluşu için gözyaşı içinde. Evrenleri  içine alan ne büyük rahmet! Birazdan sabah namazını kıldıracak. Her sabah namazının ardından sohbetleriyle ashabını yetiştiriyordu. Ne büyük bir ruhtu. Kendilerini tanımaktan, yönetmekten aciz  ve insanı bir eşyadan farksız görüp toprağa gömen  bu insanlar, Kur’an ve Peygamber okulunda yeniden doğmuş, İslam’ın mesajını çok kısa sürede uzak kıtalara taşıyarak insanlık tarihinin en kalıcı uygarlığını kurmuşlardı. Vahiyle aydınlanmış yürekler aynı safta daha dün köle, kadın fakir ve siyah diye ezilen yetim diye horlanan yürekler, Zamanın mahkumu değil hakimi olmak için namaza, tevhide duruyorlar. Kainat uykuda, müminler namazda. Yeni bir şehre giden insanlar o şehri daha çok görmek için uykularından feragat edip gezerler. Bir gölgelik olan bu dünya konağında maalesef gaflet uykusuna yattık uyanamadık. Ne dünyayı hakkıyla tanıdık ne de ahirete hazırlanabildik.. Ahiretimiz zaten garantiydi. Dünyamıza daldık. Bu dünyada görmeye, anlamaya başlamazsak ahirette hiç göremeyeceğiz. İnsanın yeryüzü serüveni aslında tümüyle bir anlama çabasıdır. Anlam bulundukça insan yoluna devam eder. Anlam yoksa hayatta yoktur. Anlam arayışı özgürlüğü bulmaktır. İman ise en büyük özgürlüktür. Maddeci pozitivist zihniyet hakikatı  sadece tek pencereye indirgese de Kur’an, insanların farklılıklarının doğal bir sonucu olarak, farklı anlam kanalları olduğuna  işaret eder. İnsanın anlam arayışını tek bir kanala ve zorunluluğa dayatmaz.. Akıl, tecrübe, sezgi ayrı ayrı bir anlama  kanalı olarak değerlidir.
 
Ne kutlu zamandı, İnsanlık inşa ediliyordu. Dünyada her şey bir kez yaşanır. Kutlu elçi, insanlığa kurtuluş yollarını aktarıyor. Hayatımızın  anlamı ve değeri  Onun aracılığıyla vahyediliyordu. Vahiy, hayatın içine giriyor hayatın içinde insanları eğitiyordu. Görevini tamamlayınca ayrılacaktı. Gözlerimizi kırpmadan o nuru seyretmeliydik. Kulaklarımızı onun latif sesiyle, ruhumuzu gül kokusuyla beslemeliydik. Sonsuza yürümeden biz sonsuzluğa giden yolda ondan azık almalıydık. Allah buyuruyor: Azıkların, birikimlerin, en hayırlısı takvadır. Takvaya sarılırsanız  çıkışınız ve vuslatınız olur. Furkanın izinde Farkındalık kazanırsınız.  Takva, dinin edep ve erkanına saygılı olmaktır. Gönülde Allah’tan başka hiçbir şeyi görmemektir. Kendini kimseden üstün görmemektir. Allah’tan başka her şeyi terk etmektir. İşte Hz.Muhammed, Kur’ani emirlerin hepsini kendi şahsında yaşamış ve göstermiştir. Düşene el uzatmamızı isteyene vermemizi ve adaleti öğütlüyor. Her insan onun yanında kendisini rahat hissederdi. Acaba biz insanlara güven mi korkumu veriyoruz Gördüğümüz kusurları örtüyor muyuz yoksa yaydıkça yayıyor muyuz? Kendimize sorduk mu ?.. İnsanı yiyip bitiren hırs ve tutkularımızın tabibiydi. Müslüman olmam neyi gerektiriyor sorusuna kendi cevabımız nedir?
 
Ailemizden Miras aldığımız Müslüman kimliğini  sadece taşıyıp tüketmekle mi yetineceğiz yoksa yeniden Müslüman olacak mıyız? Günümüzde  önyargılı art niyetli  anlayışlar  Onun nurunu algılayamıyor ve o Kutlu elçinin hayatına laf uzatıyorlar. Unutmayalım O yüce elçi içimizdeki iken en ağır saldırılara maruz kalmıştı. Günümüzde de kalıyor. Ama hak hep galip geliyor. Er ya da geç herkes özüne dönüyor.
 
Peygamberimizin nuru aydınlatıyor, bilgisizliği, kötülüğü, karanlığı, şiddeti ve anlamsızlığı: Allah’ın ifadesiyle O, Alemlere rahmet, yeryüzüne nur saçan bir resüldür. Yeryüzünde Onun kadar hiçbir insan sevilmemiştir. Ama bu sevgi hiçbir zaman o yüce elçiyi kulluk makamından başka bir makama da taşımamıştır. Ahlakı Kur’an ahlakıydı demek Kur’anla bağdaşmayan Kur’an’ın doğrulamadığı bir tutumu O nda  bulamamaktır. Kur’an, hayalci, kolaycı   zihniyeti   eleştirir. Peygamberimizin hayatı hep zahmet doludur. Sebeplere sarıldı. Sebeplerin olmadığı hiç bir sonucu onun hayatında göremeyiz. Onun hayatı sünnetullahtır. Bize düşen o kutlu elçiyi duygusallığın yanı sıra akılcı sebeplerle tanımaya çalışmaktır. Ona ait bir kutsal emaneti görüp ağladığımız gibi yeryüzünde Allah ve Resulünün bize kutsal emanetleri olan, aklın,  ilmin, adaletin, merhametin yardımlaşmanın yokluğuna da ağlamaktır. Onun ahlakı olan Kur’an’a hakkıyla tabi olmadığımız için ağlayalım. Cephede 24 saat nöbet tutan bir askerin ciddiyetiyle nefs ile olan cihadımızda onun kutlu rehberliğinden yararlanmak bugün dünyada son günümüz şuuruyla hareket edip  her şeye hakkını vermemiz gerekiyor. Kur’an’a olan saygımız artıkça peygambere olan sevgimiz artıyor.